İspanya, diktatör Franco döneminin mağdur aileleriyle yüzleşmeye çalışıyor

İspanya’da İç Savaş (1936-1939) ve diktatör Francisco Franco döneminin mağduru aileler, 33 binden fazla kişinin gömülü olduğu Cuelgamuros Vadisi’nde başlatılan, 128 kişinin kalıntılarının çıkarılması çalışmasını sadece bir başlangıç olarak görüyor.

Tarihçilere göre 150 bin kadarı sistematik bir şekilde (kurşuna dizilerek, işkenceyle) olmak üzere 400 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği İspanya İç Savaşı, ülkede halen gerek siyasi gerekse toplumsal anlamda büyük bir tabu olmaya devam ediyor.

Bu dönemin en büyük sembollerinden olan, bizzat diktatör Franco’nun talimatıyla 1940-1958’de yapılan, Madrid’in yaklaşık 50 kilometre kuzeyindeki Valle de los Caidos (Şehitler Vadisi) ya da bir yıl önce değiştirilen ismiyle Cuelgamuros Vadisi bugünlerde bir kez daha gündeme geldi.

Sol koalisyon hükümeti tarafından 21 Ekim 2022’de çıkartılan “Demokratik Bellek” yasası kapsamında Cuelgamuros Vadisi’nde gömülü olan ve İç Savaşın cumhuriyetçi kayıplarından sadece 128’ini kapsayan insan kalıntılarının çıkarılması işlemine 12 Haziran’da başlandı.

İspanya’da sol hükümetlerin ilk 2007, ardından geçen yıl çıkardıkları yasalarla bu vadide bulunan ve tek mezar olma özelliğine sahip Francisco Franco’nun kalıntıları 24 Ekim 2019’da, faşist Falange Partisinin kurucusu Jose Antonio Primo de Rivera’nın kalıntıları da 24 Nisan’da çıkarılarak aile mezarlıklarına gömülmüştü.

Halihazırda burada toplu mezarlarda gömülü bulunan 33 bin kişiden sadece 128’inin kalıntılarının çıkarılmasına ve kimlik tespitlerinin yapılmasına başlanması aslında bu konunun İspanya’da ne kadar karışık ve zor olduğunu gösteriyor.

“Zor bir süreç ama imkansız değil”

İspanya’daki bu tarihi soruna ilişkin AA muhabirine demeç veren “Valle de los Caidos’taki Cumhuriyetçilerin Mezarlarını Açma Aileler Derneği” Başkanı Silvia Navarro, “Buradaki insan kalıntılarının çıkarılmasının zor bir süreç olduğunu biliyoruz ama imkansız değil. Çalışmaların ne kadar süreceği belli değil. Orada çalışanların çok değerli bir ekip olduğunu biliyoruz. Şu anda tek yapabileceğimiz beklemek. Kazıların başlaması bizim için çok önemliydi.” dedi.

Kendisi de mağdur ailelerden bir olan Navarro, uzun yıllar süren çok zorlu bir hukuki sürecin ardından ilk defa bir şeyleri başardıklarını hissettiklerini, ancak bunun bir başlangıç olduğunun bilincinde hareket ettiklerini söyledi.

“İspanya’nın en büyük toplu mezarı, tabut deposu” olarak tanımladığı Cuelgamuros Vadisi’ndeki insan kalıntılarından sadece 128’inin çıkarılması için ailelerin başvuruda bulunduğunu anlatan Navarro, “Bu çok uzun ve zor bir süreç. Çünkü arkanızda herhangi bir devlet yardımı yok ve tamamen yalnızsınız. Resmi kurumlardan izin almak ve arşivleri taramak için çok fazla emek, zaman ve sabır gerekiyor. Halen çok sayıda İspanyol ailesi, İç Savaş’ta kayıp olan aile büyüklerinin burada gömülü olduğundan haberdar bile değil.” diye konuştu.

Büyük amcasının kalıntılarını bulmak için 15 yıl mücadele verdi

İç Savaş sırasında, 2 Eylül 1936’da, Franco askerleri tarafından Calatayud’da (Zaragoza’nın ilçesi) kurşuna dizilerek öldürülen büyük amcası (anneannesinin erkek kardeşi) Jose Antonio Marco Viedma’nın kalıntılarını 2008 yılından bu yana annesiyle birlikte aradıklarını anlatan Navarro, “Mahkeme mahkeme dolaştık. Bize (hiçbir şey yapılamaz) denilerek başvurularımızı arşive kaldırdılar. Nihayet kazıların başladığı bugüne gelmemiz 15 yılımızı aldı.” ifadesini kullandı.

Navarro, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Aile büyüklerimiz, büyük amcamın Calatayud mezarlığındaki toplu mezarlarda olduğunu düşünüyordu. 2008 yılında, hükümetten maddi destek sağlayıp burada kazı çalışmaları başlatmayı planladık ancak tam bu sırada aslında kalıntıların Nisan 1959’da, aile bireylerinden hiçbir izin alınmadan Valle de los Caidos’a nakledildiğini öğrendik. Aldığımız maddi kaynağı hükümete geri verdik ve bu sefer araştırmalarımızı Valle de los Caidos’da yapmaya başladık.”

“İspanyol devletine ve hükümetine kayıp aile üyelerimizin kalıntılarının yerlerini biz haber verdik”

Vadinin çok büyük bir yer olmasına rağmen bazilikanın girişinde, sağında ve solunda her biri 5’er katlı iki büyük toplu mezar odası olduğunun bilindiğini kaydeden Navarro, “Belgeleri, arşivleri tarayıp, ip uçlarını yan yana koyduğumuzda her bir tabutun, nereden ve ne zaman getirildiği, ilk nerede bekletilip daha sonra burada nereye gömüldüğü belli. Maalesef bunların hepsini, 128 aile olarak bireysel girişimlerimizle kendimiz arayıp bulduk. İspanyol devletine ve hükümetine kayıp aile üyelerimizin kalıntılarının yerlerini biz haber verdik.” bilgisini paylaştı.

Kamu organı Patrimonio Nacional (Ulusal Miras) kurumuna bağlı olan Cuelgamuros Vadisi’nde yürütülen kazıların basına olduğu gibi mağdur ailelere de kapalı olduğunu belirten Navarro, “Biz, kalıntıların çıkarılması çalışmalarına tanıklık etmek istedik ama bize çok talep olduğundan bu olasılığın şimdilik olmadığını söylediler. Kısa zamanda yazılı resmi talep de ileteceğiz. Tabutlar, kalıntılar çıkarıldığında orada olmayı hak ettiğimizi düşünüyoruz. Sadece aile üyesi olmamız bunu düşünmemiz için yeterli.” değerlendirmesinde bulundu.

“Büyük amcanın kalıntıları bulunup, tespit edilirse ne yapacaksınız?” sorusuna ise Navarro, “Calatayud mezarlığında bir aile mezarlığımız var. Annesinin, babasının ve kardeşlerinin yanına oraya gömmeyi istiyoruz. Eğer bu mümkün olmazsa bir mezar alacağız. Annem 82 yaşında ve kısa bir zaman önce bana (Öldüğüm zaman beni amcamla birlikte aynı yere gömün) dedi. İspanya’da ulusal DNA bankası yok. Büyük amcamın kalıntılarıyla karşılaştırma yapılması için uzun uğraşlar sonunda Mayıs 2019’da Ulusal Toksikoloji Enstitüsü’nde annemin DNA testleri yapıldı.” yanıtını verdi.

“İktidara kim gelirse gelsin, demokrasi ve mağdur ailelere duyulan şefkat için bu süreç devam etmeli”

Mevcut durumda ana muhalefette olan ve anketlerde birinci parti olarak gösterilen sağ görüşlü Halk Partisinin “Demokratik Bellek” yasasını kaldıracağı yönündeki vaatlerine atfen, İspanya’da 23 Temmuz’da yapılacak erken genel seçimlerde olası bir hükümet değişikliğinde “kazı çalışmalarının ne şekilde devam edeceğine dair çok büyük endişeleri olduğunu” aktaran Navarro, “İktidara kim gelirse gelsin, demokrasi ve mağdur ailelere duyulan şefkat için bu süreç devam etmelidir. Yeni hükümetin kazıları durdurmaması için bu işin takipçisi olacağız. Mücadeleyi bırakmayacağız.” sözlerini sarf etti.

Mağdur aileler için İç Savaş’ta öldürülenlerin kalıntılarının çıkarılmasının tek başına bir adalet olmadığını vurgulayan Navarro, “Biz, geçmişte suçluymuş gibi gösterilip öldürülen bu kişilerin onurlarının geri iade edilmesini istiyoruz. Çok zor şartlarda elde edilen tek bir mahkeme kararı olsa da bunun çiğnenmesine asla izin vermeyeceğiz.” görüşünü dile getirdi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x